alıkoymak

(-i, -de, -den, -e)
1. 留住, 留住不放(一段时间), 留下, 挽留: misafiri \alıkoymak 挽留客人, 留客 Dostum beni yemeğe alıkoydu. 我的朋友留我吃饭了。Orada insanlar olsa gerek. Bunlar beni gece yanlarında alıkorlar! 那儿可能有人, 会留我过夜。Gideceğim diye tutturdu, alıkoyamadık. 他执意要走, 我们挽留不住。
2. 扣下, 扣留, 扣住不放: Polis arabamı alıkoydu. 警察扣留了我的汽车。
3. 阻止, 阻拦, 阻挡, 阻碍, 妨碍, 不让做: Beni yolumdan alıkoymasaydınız, iki gün önce oraya varmıştım. 若不是您中途阻拦我, 我两天前就到达那里了。Bunu yapmaktan beni babam alıkoydu. 是我父亲不让我做这事的。Geldi, çene çalarak beni işimden alıkoydu. 他来了, 唠唠叨叨使我无法继续干我的事情。
4. 给…留下, 给…保留, 留给: Bu kitabı sizin için alıkoydum. 这本书我是给您留的。Yemeğin bir kısmını akşama alıkoydum. 我把饭留一部分晚上吃。
5. 剥夺, 使失去; 使避免, 使免于: suçluları hareket serbestisinden \alıkoymak 剥夺罪犯的行动自由 Para sarfından sizi alıkoydu. 他使您免于破费。Savaş çocukları anababalarından alıkoydu. 战争使孩子们失去了双亲。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • alıkoymak — i 1) Bir süre için bir yerde tutmak Arkadaşım beni yemeğe alıkoydu. 2) den Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit ten bahsediyordu. R. N. Güntekin 3) Ayırıp… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • faaliyetten alıkoymak — çalışması durdurulmak, çalışmadan alıkonulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İ'TİYAK — Alıkoymak, engel olmak, mani olmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • alıkoyma — is. Alıkoymak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çevirmek — i 1) Bir şeyin yönünü değiştirmek Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç 2) Öteki yüzünü görünür duruma getirmek Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin 3) Döndürerek hareket ettirmek Resimleri… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • faaliyet — is., Ar. faˁāliyyet 1) Çalışkanlık, çalışma, canlılık, hareket İstasyonda bir faaliyet vardı. A. Gündüz 2) İşler durumda olma, etkinlik Birleşik Sözler sosyal faaliyet kulis faaliyeti Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller faaliyet göstermek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hapsetmek — i, e, der, Ar. ḥabs + T. etmek 1) Bir suçluyu hapishaneye koymak 2) Bir yere kapatıp salıvermemek Kediyi odaya hapsetti. 3) Engellemek, sınırlamak 4) de, mec. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak Gelirim diye beni akşama kadar… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tutmak — i, ar 1) Elde bulundurmak, ele almak Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin 2) Ele geçirmek, yakalamak Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin 3) Avlamak Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yağlı kuyruk — is., ğu, tkz. 1) Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi.. E. E. Talu 2) Kolayca sömürülecek iş veya kişi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • esir almak — 1) tutsak etmek 2) alıkoymak, meşgul etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • işgal etmek — 1) bir yeri ele geçirmek Ertesi gün Kanaltepe Sivrihisar hattını işgal ettik. F. R. Atay 2) işten alıkoymak, oyalamak Buraya geldiğim günden beri beni işgal eden en mühim şey kendimi alıştırmak, ısındırmak cehdidir. Y. K. Karaosmanoğlu 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.